21 Kasım 2017 Salı

Hayır diyememek!

Kadir inanırın eski bi filminde bi replik vardı.:)
-Seviyormusun?
-Hayır
-Seviyor musuuuun?
-Hayır!
-Seviyor musuuuun!!!
-Evet
-Yalan söylüyorsuuuun !!! 
Her iki durumda da inandıramıyor yazık :)

Şaka bir yana
Pek çoğunuz gibi hayır demek bana da çok zor gelirdi... Önceden... Aslında bazı durumlarda halen! :)
Kendime göre bir plan yapardım mesela.. 
Bugün evde keyif yapacağım!
Tam yayılmışım her yer yerde:) Bir telefon " Müsaitsen sana geliyoruz"
O esnada dış ses ta-bi diye kekelerken, iç ses çemkiriyor "Nereden müsaitsin acebaaa???"
Ama iç sesi kale alan yok.
Telefon kapandıktan sonra hızlandırılmış film modundaki ev toplama operasyonunu anlatmama da gerek yok:)
Hah, ilk buradan başladım "Hayır" demeye :)
"Hmm, bugün müsait değilim ama yarın olabilir"
Ohh şimdi geniş geniş misafirlerim için plan yapabilirim.. :)
Sanırım saldım çayıra modeli insan tipi asla olamayacağım ben:)

Bir insan istemediği halde her şeye evet diyorsa ciddi bir şekilde onaylanmama kaygısı taşıyor olabilir.
Bunun yanında pek çok sebebi de olabilir. Bencil algılanma korkusu. Karşıdakini incitme korkusu.

Sanırım ben insanları incitmekten korkuyordum.
Oysa burada çok önemli bir nokta var. Hayır demek o insanı tümden reddetmek değil ki.  Sadece o an için veya önerdiği şey için müsait olmadığınızı ve başka bir zamanda, başka bir öneri ile yapabileceğinizi söyleyebilirsiniz.
Unutmayın Hayır derken yaptığınız şey sınırlarınızı korumak. Bu da en doğal hakkımız öyle değil mi.
Önemli olan hangi durumda, kime ve neye hayır demeniz gerektiğini bilmek.
Nasıl diyebileceğimiz konusunda şöyle bir öneri okumuştum.
"Hayır" demenin antrenmanını yapmakta hiç bir sakınca yok. Nasıl mı? Öncelikle belli başlı bazı şablonları belirleyin. "Çok üzgünüm ama katılamayacağım" "Maalesef benim için pek mümkün görünmüyor" gibi...
Ardından bu şablon cümleleri kafanızda tekrarlayın. Şimdi bu antrenman neye yarayacak derseniz emin olun hayır demek istediğiniz an işinizi (özellikle cümlelerin ağzınızdan çıkışını ) kolaylaştıracaktır. İçinizden de şunları devamlı söyleyin.
İstediklerimi söylemekte özgürüm. Başkaları kendini mutlu hissedecek diye kendimi feda etmeyeceğim!

Hayır dediğinizde kendinizi çok kötü hissediyorsanız çözüm üretin.  Karşınızdakinin sorununa alternatif bir çözüm bulmaya çalışın.
Mesela aileniz sizi yemeğe çağırdığında o gün işiniz varsa ve reddettiğiniz için kendinizi kötü hissediyorsanız başka bir akşam onlara da uyuyorsa bu programı yapabileceğinizi onlara tatlı bir dille söyleyebilirsiniz. Bu hem sizi hemde karşıdakini rahatlatacak bir detaydır. Karşıdaki de anlayışlı biriyse zaten sizi anlayacaktır!

Bu da Louise L Hay'den;
HAYIR demek sizin için yeni bir şeyse, çok basit bir şekilde söyleyin.
HAYIR !
Hayır bunu yapamam.  Bahaneler sunmayın. Yoksa karşınızdaki kişiye sizi kararınızdan döndürmek için fırsat vermiş olursunuz. İnsanlar sizi kontrol etmeye çalışmanın işe yaramadığını gördüklerinde dururlar.
İnsanlar sizi ancak siz izin verdiğiniz ölçüde kontrol edebilir.
İlk kez hayır dediğinizde kendinizi suçlu hissedebilirsiniz ama bir kaç kez tekrarladıktan sonra giderek kolaylaştığını görürsünüz.

Sevgiler tüüüm kalbimden, :)
Nur Demir


Kendimiz gibi olmaktan korkarız çünkü kendimiz gibi biri olduğumuzda reddedilmekten korkarız.



Reddedilme korkusu yeterince iyi olamama korkusuna dönüşür. Sonunda olmadığımız biri haline geliriz.
Annenin inançlarının, babanın inançlarının, toplumun inançlarının dini inançların bir kopyası oluruz.
Dört anlaşma/toltek bilgeliği
.
.

@ Dolayısıyla çoğu insan kendini olmadığı gibi biri olmaya zorlayarak, istemediği şeyleri istediğini sanarak hayatı mutsuz mutsuz yaşıyor.
Yoksa yaşayamıyor mu demeliydim ?! :)


20 Kasım 2017 Pazartesi

Milliyet PembeNarda yeni yazım

Kirpilerden Mesafe Dersi

”Başarının Kanunu”



Başarılı olmayı hemen herkes ister ama gene aynı çoğunluk başarının, çok çalışma ve gerektiğinde birilerine zarar verme pahasına elde edilebileceği düşünülür. Bedeli yüksektir kısacası…

Dr. Deepak Chopra’nın, ”Başarının Kanunu” adlı kitabı tam da bu noktada karşımıza çıkıyor: Chopra, doğayla uyum içinde yaşadığımızda, ne o kadar çabaya, ne de bu bedellere gerek kalmayacağını söylüyor. İşte Chopra’nın anlattığı, mutluluğa götüren yedi anahtar…

1- Salt mümkünlük kuralı

Deepak Chopra kitabına, ilk tinsel kural olarak salt mümkünlük kuralı ile başlamış. Bu kurala göre, gerçek doğanızı, özünüzü ne kadar çok anlarsanız, salt mümkünlük alanına o kadar çok yaklaşırsınız.

Salt mümkünlük kuralını nasıl uygulayabilirim?

Chopra’nın özellikle altını çizdiği noktalardan birisi yargılamamak ve yargıda bulunmaktan kaçınma çalışması. Diyor ki, ”Bugün olup biten hiçbir şeyi yargılamayacağım diyerek güne başlayın ve gün boyunca yargıda bulunmaktan kaçının.”
Her gün, en azından bir çiçeği koklayarak, mümkünse denizin ya da bir akarsuyun sesini dinleyerek, günbatımını izleyerek doğayı, her canlıda bulunan zekâyı gözlemlemek için zaman ayırın.
Her gün sessiz kalmak ve yalnızca var olmak için zaman ayırın.


2- Verme kuralı

Chopra bu kuralı, ”Evrenin işleyişi, dinamik alışverişle olur: Vermek ve almak evrendeki enerji akışının farklı yönleridir” diye açıklamış ve devam etmiş: ”Ne kadar çok verirseniz, o kadar çok alırsınız çünkü evrendeki bolluğun yaşamınızdaki dolaşımını korumuş olursunuz. Aslında, yaşamda değerli olan her şey vermekle çoğalır. Vermekle çoğalmayan şey ise ne vermeye, ne de almaya değerdir. Vermenin ve almanın ardındaki en önemli şey niyettir. Niyet, daima veren ve alan için mutluluk yaratmak olmalıdır.”

Verme kuralının uygulanması:

Nereye gitsem ve kiminle karşılaşsam, ona bir armağan götüreceğim: Bu armağan bir iltifat, bir çiçek ya da bir dua olabilir.
Bugün yaşamın bana sunduğu bütün armağanları minnet duygusuyla alacağım.
Birileriyle her karşılaştığımda, sessizce onlara mutluluk, sevinç ve kahkahalarla dolu bir hayat dileyeceğim.
3- Karma ya da neden sonuç kuralı

Her eylem bize aynı türde geri dönen bir enerji üretir: Ne ekersek onu biçeriz. Düşüncelerimiz, sözcüklerimiz ve yaptıklarımız etrafımıza ördüğümüz ağın iplikleridir. Başkalarına mutluluk getiren eylemleri seçtiğimizde, neden sonuç kuralının meyvesi mutluluk ve başarı olur.

Neden-sonuç kuralı nasıl uygulanır?

Bugün, her an yaptığım seçimleri gözleyeceğim. Bu seçimleri yalnızca gözlemekle, onları bilinçli algılama alanıma getireceğim.
Ne zaman bir seçim yapsam, kendime iki soru soracağım: ”Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları ne olabilir?” ve ”Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenenlere başarı ve mutluluk getirecek mi?”
Bana rehberlik etmesi için yüreğime danışacağım ve onun rahatlık ya da rahatsızlık mesajiarına göre yönümü tayin edeceğim. Eğer seçimim rahatsızlık duygusu veriyorsa duracak ve yüreğimin gözüyle eylemlerimin sonuçlarını izleyeceğim.


4- Asgari çaba kuralı

Chopra, asgari çaba kuralını, ”Doğa zekâsının, çaba gerektirmeyen bir kolaylıkla ve sınırsız bir kaygısızlıkla işlediği gerçeği üzerine kurulmuştur: Kuşlar uçmaya çalışmaz, uçar; çiçekler açma çabası göstermez, sadece açarlar. Bu asgari çabanın, direnç göstermemenin ilkesidir. İşte bu nedenle de, uyum ve sevgi ilkesidir” şeklinde anlatıyor.

Asgari çaba kuralı nasıl uygulanır?

Bugün kişileri, olayları, durumları oldukları gibi kabul edeceğim.
Her şeyi olduğu gibi kabullenerek, içinde bulunduğum durumun ve sorun olarak gördüğüm bütün olayların sorumluluğunu üstleneceğim. Sorumluluğun, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi (kendim dahil) suçlamamak olduğunu biliyorum.


5- Niyet ve arzu kuralı

Her niyet ve arzunun yapısında gerçekleşmesini sağlayan mekaniği mevcuttur. Bir niyeti salt mümkünlüğün bereketli zeminine attığımız zaman bu sonsuz düzenleme gücünün lehimize çalışmasını sağlarız.

Niyet ve arzu kuralı nasıl uygulanır?

Bütün arzularımın bir listesini yapacağım. Nereye gitsem bu listeyi de yanımda götüreceğim. Gece yatmadan önce, sabah uyandığımda bu listeye bakacağım.
Arzularımın bu listesini salıverip yaradılışa teslim edeceğim. Bunu yaparken işler istediğim gibi gitmediğinde bunun bir nedeni olduğuna ve evrensel planın benim için kendi tasarladıklarımdan çok daha büyük projeleri olduğuna inanacağım.


6- Bağlanma kuralı

Deepak Chopra diyor ki, ”Hiçir şeye bağlanmamak belirsizliğin bilgeliğini barındırır. Belirsizliğin bilgeliğindeyse geçmişteki şartlanmaların hapishanesi olan bilinenden bağımsız olma vardır. Her şeyin mümkün olduğu bu alana, yani bilinmeyene geçmeyi istediğimiz zaman, kendimizi tüm evrenin dansını düzenleyen yaratıcı zekâya teslim etmiş oluruz.”

Nasıl uygulayabilirim?

Bugün kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olma özgürlüğünü tanıyacağım. Sorunlara zorla çözüm bulmaya çalışarak, yeni sorunlar yaratmayacağım.
Bugün belirsizliği yaşantımın temel bir öğesi olarak kabul edeceğim. Belirsizliği gönülden kabul etmemle birlikte tüm karmaşanın içinde çözümler belirmeye başlayacaktır.
Tüm imkânlar alanına adım atacağım ve kendimi sonsuz seçeneklere açık tuttuğum zaman ortaya çıkacak mükemmel heyecanı bekleyeceğim.


7- Dharma kuralı ya da yaşamın amacı

Dharma, ”yaşamın amacı” anlamına gelen Sanskritçe bir sözcük. Dharma kuralı, bir amaca ulaşmak için maddi şekle büründüğümüzü söylüyor, ”herkesin yaşamda bir amacı vardır” diyor Chopra: ”Başkalarına vereceği benzersiz bir armağan ya da özel bir yetenek. Biz bu benzersiz yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimiz zaman, bütün amaçların nihai amacı olan kendi ruhumuzun coşkusunu ve mutluluğunu yaşarız. ”

Dharma kuralının uygulanması:

”Nasıl hizmet edebilirim?” ve ”Nasıl yardımcı olabilirim?” sorularını kendime her gün soracağım.
Benzersiz yeteneklerimin ve onları ortaya koyarken yapmayı sevdiğim şeylerin tümünün bir listesini yapacağım. Benzersiz yeteneklerimi dışa vurup bunları insanlığın hizmetinde kullandığımda, zamanı unutur ve başkalarının yaşamına olduğu kadar kendi yaşamıma da zenginlik yaratırım.


Kendinize, başkalarının size davranmalarını istediğiniz gibi davranmadığınız sürece, olayların gidişatını değiştirmeniz mümkün değil.


 Davranışlarınız, etkili düşüncelerinizdir, bu yüzden, kendinize sevgi ve saygı göstermezseniz, yeterince önemli, değerli ve iyi şeyleri hak eden bir insan olmadığınız sinyalini yayarsınız. Bu sinyal yayılmaya devam ettikçe de, insanların size iyi davranmayacağı birçok durumla karşılaşacaksınız. Bu insanların davranışları sadece sonuçtur; sebep ise, düşüncelerinizdir. Kendinize sevgi ve saygıyla yaklaşmaya başlamalı, bu sinyali vermeli ve bu frekansa geçmelisiniz.


(Rhonda Bryne )


19 Kasım 2017 Pazar

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.


Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.
Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.
Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.
Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
Az unutursun.
.
Buraya tabiatı koydum.
Ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
Onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa
arada onlarla konuşursun.
.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık
ve çok soğuyor bazı akşamlar,
ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir,
birazdan uzanıp dokunursun.
.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var.
Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır,
dokunursun.
Burada güzel çaylar var.
Bu aralar senin için çok önemli.
Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
Demlersin, maksat midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube’dan müzikler,
Bach dinle filan, koydum.
Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum.
Kırk dert bir arada canına yandığım,
kırkına birden deva olsun…


Birhan Keskin – Kargo




Akışa bırakalım gitsin!

Hocaya sormuşlar: Sabah olunca insanların kimi o yana kimi bu yana gider sebebi hikmeti ne ola ki?
-Hepsi aynı yöne gidecek olsa dünyanın dengesi bozulur da ondan!
Mantıklı :)

Evrende dengede her şey akış içerisindedir. Bir şey biter ve yerine yenisi başlar.
Uzak doğu da Yin Yang yani her şeyin zıtlıklardan oluştuğunu söyler, buna göre Yin Negatif tarafı temsil eder. Yang ise Pozitif tarafı.
Çünkü hayatta her şey, gece-gündüz, barış-savaş, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi zıtlıklardan oluşur. Ve her şey yerli yerinde dengededir! Bir şeyin kıymetini ancak yokluğunda anlarsınız. Yani zıttını yaşadığınızda.
Dengede ve akışta olmak ise; Yaradana güvenmek ve teslim olmak demek. 

Kimi çocuk düştükten sonra hemen ayağa fırlar üstünü başını silkeler ve oyununa kaldığı yerden hiç bir şey olmamış gibi devam eder. Kimisi de düştüğü yerde iki saat mızırdanır birisinin kendisini yerden kaldırmasını bekler.
Yetişkinlerde de durum çok farklı değil aslında değil mi?:)
Kimileri karşılaştığı sorunlarda yılmadan hemen toparlanıp çözüm yolları düşünürken. Kimisi de vuruyor depresyonun dibine.
Asıl sorun ne biliyor musunuz düşmek değil!
Herkes hayatının bir döneminde düşüyor, sendeliyor vs. ama bazıları takılıp kalıyor orada.. Öylece kalıyor.
Kimi gerçekten nasıl kalkacağını bilemiyor belki ama bazısı da mızırdanmayı seviyor sanki?!
Geçmişle yaşamayı seven bir dolu insan tanıyorum, seven diyorum çünkü ben onların bu durumdan garip bi şekilde zevk aldıklarını ve bundan beslendiklerini düşünüyorum artık???

"Şifa rehberleri nihai ölümü "ölümün ölümü" olarak adlandırırlar ama bu yolda bir çok ufak ölümler deneyimlenir. Değiştirdiğimiz her düzen eski bir şeyin ölümüdür ve her ölüm yeni bir oluşuma yer açar.
Değiştirmeyi başaramadığınız her mutsuzluk ve keyifsizlik enerji bedenimize çakılmış ve yaşam gücümüzü azaltarak öldüren bir çividir! "(Leo Rutherford)
Ne kadar doğru bir söz!
Hayatınızda yaşamak zorunda kaldığınız ve değiştirmediğiniz her sıkıntı enerji bedeninize bir blokaj oluşturarak hastalık olarak size geri dönüyor:(
Bu yüzden değişime karşı gelmemek, akışta olmak ve hayatla uyum içerisinde akmak gerek.
Ve bir olay yaşandığında bu bana hangi karanlık yönümü göstermeye çalışıyor diye düşünmeli çünkü bize ayna tutan şey bize kendi içimizde görmediğimiz yanlarımızı yansıtıyor da olabilir.
Tamam hepimizin yaşamında tıkandığımızı hissettiğimiz anlarımız olabilir. Ancak kişinin kendini şarj etmeyi bilmesi gerekiyor. Artık müzik mi dinlersiniz, egzersiz mi yaparsınız, meditasyon mu yaparsınız-ki meditasyon aslında zihni susturmak için yapılan her şey olabilir. Ben her zaman söylerim yürüyüş benim için en büyük meditasyondur. Kulaklığımı takarım sevdiğim müzikleri dinleyerek 1 saat yürürüm. Geceleri kendime ayırdığım 1 saatte de esma zikirlerim vardır. Hiç aksatmadan her gün mutlaka yaparım. Bunun gibi herkes kendine iyi gelen şeyleri belirleyip günlük rutin yaptığında gerçekten size iyi geldiğini fark edersiniz. Bir hobiyle uğraşmak bile kafanızı o işle meşgul ettiği için ruhunuza terapi olabilir. 
Ne yaşanıyorsa bilin ki hayrınızadır.
Amerikalılar uzay mekiği challenger için uzaya uçacak 7 Astronot seçeceklermiş.
Ancak on bin aday birbiri ile yarışıyor ve içlerinden sadece yedisi bu sınavı geçebildi!
Diğerleri ise hayatlarında böyle bir fırsatı kaçırdıkları için çok üzüldüler.
1986 yılında o mekik fırlatıldıktan hemen sonra tüm dünyanın gözü önünde  patladı!
Mekiğe binemeyenlerin o esnada ne düşündüğünü düşünebiliyor musunuz???

Kuran da Bakara suresi 216 da der ki:
Bazen hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda iyi olabilir ve hoşlandığınız bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir siz bilmezsiniz!
Olan her şeyde bi hayır var ve hatta olmayanda!

Nur Demir



18 Kasım 2017 Cumartesi

Günün sözü!


Çevrenize ışık saçın, karanlığın bir anda yok olduğunu göreceksiniz.
Erasmus


17 Kasım 2017 Cuma

Günün sözü!

Dişlerinin arasında olmasına rağmen bazen kendi diline bile hakim olamıyorsan, başkalarının söylediklerine çok fazla kızmamalısın...

Benjamin Franklin

🤔




Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...